Pagespeed insight Tool

3 dakikalık okuma
Sitenizin açılma hızı; gerek seo açısından, gerek ise kullanıcı açısından çok önemlidir. Seo için önemlidir çünkü; web örümcekleri son derece meşgul varlıklardır, web sayfanız herhangi bir nedenden dolayı yoğun ise veya geç yükleniyorsa sayfanızın yüklenmesini beklemeyeceklerdir, bu seo olarak negatif etkileneceksiniz demektir. Diğer bir bakış açısı ile Amazon’un 100ms saniye geç açılması demek, %1* daha az satış yapması anlamına gelir. %1 kulağa az bir oran gibi gelebilir, ama Amazon gibi büyük hacimli e-ticaret yapan bir site için oldukça büyük bir rakam. Bu nedenle web sitenizin hız açılması gerekir. Peki sitem ne kadar hız dediğiniz anda ise, ilk olarak akla gelen Google Pape Speed Tool.   *kaynak

Google Page Speed Insights’I, Türkçe’ye ‘sayfa hızını anlama’ olarak çevirebiliriz. Google, bu aracı 2018 Ocak ayı başlarında yeniledi,  yenilik ile birlikte artık Google Chrome kullanan kullanıcıların sayfalarını ne kadar hızlı görüntülendiği bilgisini de paylaşmaya başladı ki buna kısa olarak CrUX  yani “Chrome User Expreience Report” deniliyor, yani Page Speed Insight verileri artık sadece test edilen teorik bilgileri değil. Test ettiğiniz web sitesi yeterince veriye sahip ise, gerçek verilerde içeriyor; diğer bir deyişle gerçek kullanıcı verisi+teorik ölçümle verisini birlikte görüyoruz ki bana göre bu, web sitenizin gerçek hızını test etmeniz ve hızlandırmak için harika bir haber. Bu yazıda spesifik bir üzerinden yapımış bir test’i yorumlamayı deği, Page Speed İnsight aracının verdiği rapordaki bilgiler ne anlama geliyor anlaymaya çalıştım.

Şekil-1

Yukarıda bahsettiğim gibi şayet web siteniz yeterince trafiğe sahip değil ise; aşağıdaki gibi ‘unavailable’ (Şekil-1) yani ‘var olmayan’ olarak görüyor olursunuz. Trafik konusunda ise, kesin bir bilgi yok, yani trafiğiniz şu aralıkda ise bu veri görünür/görünmez diyemiyorum. Bu veriler, gerçek kullanıcı verisi olduğu ve Chrome User Expreince Report’dan geldiği için, siteniz ziyaret eden Google Crome kullanıcılarının  Chrome ayarlarındaki trafik paylaşımı kısmını aktif etmiş olmaları gerekiyor.

Speed bölümünde yeteri kadar trafiğik var ise, bu durumda aşağıdaki gibi bir görüntü görebilirsiniz.  (Şekil -2)

Şekil-2

Bunun yanı sıra mobile ve masa üstü için iki farklı sekme göreceksiniz. Peki ama  FCP ve DCL değerleri ne anlama geliyor?

First Contentful Paint –FCP-; sitenizin ismini brower’a yazıp <enter>’a bastığınızda, browser’a ilk yüklenen resim, text, html, vb  o sayfaya ait ilk parçanın yüklenmesine kadar geçen süreyi ifade ediyor. Aşağıda gördüğünüz resim, bunu daha iyi ifade edecektir. (Şekil -3)

Şekil-3

Sıra DCL’i  açıklamada, ama bu biraz karışık. DCL, ‘Dom Content Loaded’ anlamına geliyor. Peki DOM nedir ?  DOM, Document Object Mode‘l anlamına gelir. İnternet tarayıcıları, bir internet sayfasındaki resim, form, text  birer nesnedir. DCL, sayfadaki DOM’un yüklendiği anlamına geliyor. HTML içerik görüntülenir, fakat HTML içerik görüntülenmesine rağmen bu sayfanın tamamen yüklendiği anlamına gelmemektedir. Pixel kodları arka planda yükleniyor olabilir. FCL(First Content Full) veya DCL(Dom Content Loaded) değerlerini farklı siteler i.in yapılan testlerde farklı olarak renklediğini fark etmişsinizdir;  turuncu, ve yeşil ama bir renk daha var kırmızı peki bu renkler  ne anlama geliyor. (Şekil-4) Yazımın üstünden Google’ın artık CrUX verilerini de, page insights tool a eklediğini söylemiştim, Google web üzerindeki indexlediği tüm sitelere bakarak hangi renkte göstereceğine karar veriyor,  nasıl karar veriyor derseniz FCL ve DCL değerlerine bakıyor ki bu değerler haftada bir günceleniyor ve  geriye dönük olarak da otuz günlük veri sunuyor.  CrUX verilerine sahip siteler içinde bir medyan değeri buluyor. ‘Medyan nedir’ derseniz burdan.  Bulduğu medyan değerine göre;

Şekil-4 En hızlı, Hızlı, Yavaş

Yeşil renkli ise, birinci ve en hızlı grupta, yani ⅓’lük ilk grupta;

Turuncu renkli ise, ikinci ve hızlı grupta, yani ikinci ⅓  grupta;

Kırmızı , hız olarak son grupta, yani en altta anlamına geliyor.

Renkler de , fakat dikkat ettiyseniz;  ‘fast’, ‘avarage’, ‘slow’ sonuçları nasıl oluşuyor? (Şekil -5)

Şöyle:

FCP DCL SONUÇ
Yeşil Yeşil Fast
Turuncu Turuncu/Yeşil Average
Turuncu/Yeşil Turuncu Average
Kırmızı Yeşil/Turuncu Slow
Yeşil/Turuncu Kırmızı Slow

Şekil -5

Optimization kısmında, aşağıdaki  gibi  görüntü görebilirsiniz; (Şekil -6 )

Şekil-6

Bu bilgi,  sitenizi  hızlandırmak için kullanılan tekniklerden  Google’un  belirlediği dokuz tekniği sitenizde tespit edilenlerin oranlanması ile elde ediliyor. Optimization bölümü, CrUX gelmeden öncede vardı ve yine aynı mantıkla çalışıyordu. Bu teknikler  şunlar; kaynak

  1. Avoid landing page redirects
  2. Enable compression
  3. Improve server response time
  4. Leverage browser caching
  5. Minify resources
  6. Optimize images
  7. Optimize CSS Delivery
  8. Prioritize visible content
  9. Remove render-blocking JavaScript

Bu tekniklerden test ettiğimiz sitede olanlar tespit ediliyor ve sonra aşağıdaki  gibi oranlayarak gösteriliyor;

Good >= 80

Medium 60 >= ~ <79

Low  < 60

Page Load Distributions (şekil-7) kısmında bakalım,  aşağıdaki ölçüm için açıklamaya çalışayım. CrUX verilerine göre, sitenizi ziyaret eden kullanıcıların yaşadıkları deneyimin bir özeti bu grafik.

Şekil-7

FCP –First Content Full Paint- değeri için yorumlar ise şöyle diyebiliriz, ziyaretcilerinizi 100 kişi  kabul edersek;

%29’luk  ilk grup,  siteniniz FCP < 1.6 olarak deneyimledi.

%37’lik ikinci grup ise, FCP 1.6 ~ 3.0  olarak deneyimledi

Ve kalan %34’lik  son grup, FCP > 3.0  olarak deneyimlemiş oluyor.

DCL –Dom Content Load- değeri için ise, ziyaretcilerinizi 100 olduğunu kabul edersek;

%47’lik  ilk grup,  siteniniz DCL < 2.1 olarak deneyimledi.

%38’lik ikinci grup ise, FCP 2.1 ~ 4.1  olarak deneyimledi

Ve kalan %15’lik son grup, FCP > 4.1  olarak deneyimlemiş oluyor.

Page stats bölümü ise,  sayfanın görünebilir hale gelmesi için tarayıcının kaç kez git/gel yaptığı anlamına geliyor. Sayfa büyüklüğü ne kadar büyük ise, o kadar fazla gel/git yapacağını söylebiliriz. Bu kısımda bir median işlemi yapılıyor ama bu kısım için bu kadar bilginin yeterli olduğunu düşünüyorum.

Optimization Suggestion bu bölümde, ‘elde ettiğiniz değerleri nasıl daha iyi hale getirebilir’ ve ‘sitenizi nasıl daha hızlı hale getirebilirsiniz’ önerileri sunuluyor.

Optimization already present bölümünde ise, hali hazırda yapılmış olan hızlandırma işlemleri  hangileri görebilirsiniz.

Benim kullandığım bir diğer araç da, rakipleri de karşılaştırabileceğiniz GTmetrix  buradan erişebilirsiniz. Gtmetrix sitenizin hızını rakipleriniz ile karşılaştırmaya olanak tanıyor.

Omni-Channel Marketing

3 dakikalık okuma

Omni Channel; ilk kez duyduğunuzda bir medya kanalının ismi gibi çağrışım yapsa da, aslında bir iş yapma -hizmet verme- şeklidir. En yalın ifadeyle, kullanıcı veya  müşteriye her kanalda aynı deneyimi sunmak anlamına gelmektedir. Bu kanallar fiziksel mağazanız, web siteniz, çağrı merkeziniz, mobil aplikasyonunuz, sosyal medya hesaplarınız ya da bambaşka bir kanal olabilmektedir.

Kavramın öncelikli bileşeni olan “Omni”; Latince “tüm”, “bütünüyle” anlamına gelmektedir. Bu bağlamda “Omni-Channel Marketing”; pazarlama iletişimi stratejisinin kanal bağımsız olması, diğer bir ifadeyle tüm kanallarda aynı şekilde gerçekleştirilmesi olarak tanımlanabilmektedir.

Omni-Channel Marketing; yeni bir kavram ve uygulama olmakla birlikte, Multi-Channel Marketing ve Cross-Channel Marketing gibi kavram ve uygulamalar ile sıklıkla karıştırılmaktadır. Oysa Omni-Channel, söz konusu kavram ve uygulamalardan daha farklı ve daha komplikedir.

Multi-Channel Marketing, tüm pazarlama kanallarında pazarlama yapılmasını ifade etse de; durum daha farklıdır. Multi-Channel Marketing, elinizde bulunan offline veya online tüm kanalları kullanarak hedeflediğiniz dönüşümü gerçekleştirmektir. Bu hedef; ürün veya hizmet satmak olabileceği gibi, bir form doldurmak veya bir pdf dosyası indirmek olabilmektedir. Multi-Channel Marketing uygulamalarında, kanallar arası etkileşim söz konusu değildir.

Cross-Channel Marketing ise, hali hazırda aktif olarak kullandığınız bir pazarlama kanalının verimi artırmak için farklı bir pazarlama kanalı ile desteklemektir. Örneğin; bir e-ticaret sitesinde ziyaret ettiğiniz bir ürün ile ilgili size özel indirim kodu maili gelmesi, Cross-Channel Marketing uygulamasıdır. Ancak Cross-Channel Marketing uygulamalarından da, tıpkı Multi-Channel Marketing uygulamalarında olduğu gibi, kanallar arası bir etkileşim söz konusu değildir.

Tüm bu nedenler yüzünden Multi-Channel Marketing ve Cross-Channel Marketing kavram ve uygulamalarına kıyasla, Omni-Channel Marketing modelini tercih etmek en akıllıca yöntem olacaktır. Omni-Channel Marketing, tüm kanalları bir bütün olarak görmektedir. Bu bağlamda Omni-Channel Marketing, tüm pazarlama kanalları birbiriyle etkileşimde olduğu halde, tek bir platform üzerinden ziyaretçiye -kullanıcıya- tek bir deneyim sunmayı vaat etmektedir. Marka ve kullanıcı arasında  var olan ve kullanıcının o markada yaşadığı deneyim ile oluşan duygusal bağ, Multi-Channel Marketing uygulamalarında  her kanal -e-mail marketing, web, mobile app vs.- için yaratılmaya çalışılmaktadır. Omni-Channel Marketing uygulamalarında ise, tüm kanalların ortak hareket etmesi amacı güdülmektedir.

 

Şekil. 1. Omni-Channel ve Benzeri Kavram/Uygulamalar Arasındaki Farklar

Omni Channel

Omni-Channel Marketing; Multi-Channel Marketing kavramının kullanıcı açısından daha faydalı hale getirilmesidir. Bir örnek ile ifade etmek gerekir ise; kredi almak için banka araştıyorsunuz ve bu araştırmayı sabah işinize giderken akıllı telefonunuz üstünden toplu taşıma aracında yapıyorsunuz. İstediğiniz bankayı seçtiniz, kredinize karar verdiniz, faiz oranlarını inceliyorsunuz; fakat inmek istediğiniz noktaya geldiniz ve telefonunuzdaki sayfayı kapatıp, telefonunuzu cebinize koydunuzu ve ofisinize geçtiniz. Ya da gün içinde ofisinizde çalışırken aklınıza geldiğinde sabah cep telefonuzdan incelediğiniz -belki site içi arama yaparak ulaştığınız- sayfayı kaldığınız yerden incelemeye devam edebileceksiniz. Ya da en sevdiğiniz e-ticaret sitesinden bir satın alma yaparken herhangi bir neden ile ödemeniz alınamadı, o sırada telefonuz çalacak ve işleminize çağrı merkezi üsütünden devam edebileceksiniz.

Buraya kadar  her şey güzel; “Omni-Channel” nedir ve hangi amaçlara hizmet eder anladık. Ancak asıl önemli ve zor olan, onu hayata geçirmek. Kanallar arasında bir etkileşim kurmak, Omni-Channel yaratmak göründüğü kadar kolay değil. Teknik olarak  tüm kanallar arasında bir etkileşim yaratılması gerekiyor. Bu sorunu da aşabilir ve tüm pazarlama kanallarınızı             -fiziksel kanallar, dijital kanallar- birleştirdiniz diyelim; bu da harika bir Omni-Channel deneyimi yarattığınız anlamına gelmiyor.

Unutmayın ki kullanıcınıza kötü bir deneyim sunarsanız, Omni-Channel hiçbir anlam ifade etmez. Bu noktada bence yapılması gereken pek çok senaryo oluşturmak ve kullanıcıya en optimal ve sorunsuz deneyimi sunarak yaşattığımız deneyim ile duygusal bağı artırmaktır. Örneğin mobil aplikasyon üzerinde satın alınan bir ürün teslimatı, yol üstündeki bir fiziksel mağazadan teslim alınabilir veya mobil aplikasyon üzerinden beğenerek seçtiğiniz elbiseyi, en yakın fiziksel mağazadaki deneme kabininde(sizi bekleyen elbiseyi) deneyebilir ve satın almayı fiziksel mağazada gerçekleştirebilirsiniz. Ya da web üzerinde bulduğunuz bir yemek tarifi için gerekli tüm malzemeleri online bir siparişe dönüşebilirsiniz.

Tüm bu avantajların yanı sıra bir de Omni-Channel uygulamalarının “Internet of things” ile birleştiğini düşünün. “Internet of things”, Kevin Ashton tarafından 1999 yılında kullanılan bir kavramdır ve İnternet haberleşme protokollerini kullanarak nesnelerin birbirleri ile haberleşmesi anlamına gelmektedir.

Internet of things”; günlük hayatınızda kullandığınız  kahve makinenizden, arabanıza, buzdolabınızdan, başucu saatinize tüm bu cihazların kendi aralarında iletişim kurabilmesini ifade ediyor.

Örneğin; aracınız ile yolda ilerliyorsunuz, yakıtınız azaldı, aracınız bunu biliyor ve mevcut yakıt ile ulaşabileceğiniz en yakın istasyondaki pompayı bilgilendiriyor; önceden bilgilendirerek hazır bekleyen benzin pompasından aracınıza yakıt ikmali yaparken,  arabanız ile haberleşen buzdolabınız, eve geldiğiniz saatlerde dolabınızda yiyecek olmayacağını bilerek ihtiyaçlarınızı sizin için favori süpermarketinizden sipariş ediyor veya belki de  yemek sepetinden en sevdiğiniz yemeği, eve döneceğiniz zamanı, trafiğin durumunu göz önüne alarak sipariş verebiliyor. Böylece evinize geldiğinizde istediğiniz gibi iklimlendirilmiş bir evle, sizi bekleyen sıcak yemekle ve hatta sıcak bir fincan kahveyle karşılaşmanız mümkün olabiliyor.

İnternet ve Omni-Channel birleştiğinde, önümüze keşfedilmeyi bekleyen büyük bir dünya ortaya çıkıyor. Bu dünyayı bir an önce deneyimlemeye ne dersiniz?..